Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevî, Hayatı

Ahmet Ziyâeddin Gümüşhânevî Hazretleri(k.s.)’nin Hayatı

Tam ismi Ahmed Ziyâeddin b. Mustafa b. Abdurrahman el-Gümüşhânevî el-Hâlidî’dir. Talebelerinden Oflu Yusuf Şevki Efendi’nin ifadesine göre nesebi dört nesil geriye doğru şu şekilde gitmektedir; Ahmed Ziyâeddin b. Mustafa b. Abdurrahman b. Mustafa b. İsmail. Büyük dedesi İsmail, Giresun’un Tirebolu kazasındandır. Gümüşhane’ye buradan gitmişlerdir.[1] Babası Mustafa ise Gümüşhânevî henüz on yaşındayken Gümüşhâne’den Trabzon’a göç etmiştir.[2]

Ahmed Ziyâeddin Gümüşhânevi Hazretlerinin Tâc-ı Şerîfi

Gümüşhânevî hazretleri ailesi Gümüşhane’deyken henüz netlikle tespit edemediğimiz bir tarihte buranın Emirler mahallesinde dünyaya gelmiştir. Doğum tarihiyle ilgili verilen muhtelif tarihler 1233/1817-1818 yıllarına işaret etmektedir. 

Mustafa Fevzi Efendi’nin Hediyyetü’l-Hâlidîn’de verdiği bilgiye göre beş yaşındayken Kur’ân-ı Kerîm’i hatmetmiş, sekiz yaşında Delâil-i Hayrât, Kasîde-i Bürde ve Hizb-i Âzam’dan icazet almıştır.[3]

Hayatının bundan sonraki kısmını yakın talebelerinden Ankaralı Ahmed Hilmi Efendi’nin kaleme aldığı Gümüşhânevî’nin Terceme-i Hâli isimli eserden takip edelim:

Gümüşhanevî Hazretleri amcasıyla birlikte elbise almak üzere İstanbul’a gelmiş, ilim öğrenme niyetinde olduğundan artık geri dönmemiş, babasının dükkanında çalışarak kazandığı yüz elli kuruşu da hakkını helal etmesi dileğiyle pederine ulaştırılmak üzere amcasına vererek Sultan Bayezid Medresesi’nde tahsile başlamıştır.[4]

Sekiz yaşındayken Rabbanî sırlara mahrem olmaya başlamış, on altı yaşında medreseye intisap etmiş, henüz tedrisi devam ederken birkaç telifatı olmuş, sonrasında icazet almıştır. Ders hocaları Hâfız Hâce-i Şehriyârî el-Hâc Emin Efendi ve Kürt Hâce ismiyle maruf Hâce Abdurrahman Efendi’dir.[5]

İcazetten sonra Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî’nin işaretiyle İstanbul’a gelen halifesi Ahmed b. Süleyman el-Ervâdî, kendisine tarîk-i Nakşibendiyye’yi talim etmiştir. Çoğu zaman tedris sırasında kendisiyle birlikte olmuşlardır. Ervâdî zahirde melûkane, batında fukara meşrep bir şahıstır. Gümüşhânevî de icazet aldıktan sonra tarîkat-i aliyyeye girmek arzusunda olmakla Şeyh Efendinin Trablusşam’dan İstanbul’a gelmeleri onun için ayn-ı keramet olmuştur. İstanbul’da bir vakit tarikat usul ve adabını Şeyh Efendi kendisine talim etmiş, birkaç defa halvet ve süluk çıkararak hikmet ve marifetin yüksek mertebelerine ulaşmıştır. Hârukulade bazı hadiseler zuhur etmiş, irşada memur olmak müjdesini almışlardır. Nakşibendiyye, Kadiriyye, Sühreverdiyye, Kübreviyye ve Çeştiyye olmak üzere beş tarikatten ve hadîs-i Nebevîyyeden mücaz olduğu, hücresindeki icazetleri mütalaa edildiğinde anlaşılmıştır.[6]

1280/1864’de kırk yedi yaşında ve 1294/1877’te altmış bir yaşında olmak üzere iki kere haccetmişlerdir. İkinci haclarına kadar yatağa yatıp ayak uzatmamışlar, ikinci haclarından sonra hikmeti mucibince, zayıf düştüklerinden yatarak uyumaya başlamışlardır.[5]

1281 tarihinde Fatma Sultan Camii’ne naklederek burada ikamet etmeye başlamışlardır.[8] Bu camiin orta katında birkaç oda büyüklüğünde, kullanışlı ve yüksek bir mahalde ikamet ederek, irşat vazifelerini burada ifa etmişler, yine zahir ve batın ilimlerle alakalı kitaplarını burada telif ve tertip etmişlerdir.[9]

1286’da bir, 1296’da iki defa ilim ehline icazet vermişlerdir. Kendisinden icazetli olan hocalar da talebe yetiştirip icazet vermişlerdir. Hatta bunlardan birinin talebe yetiştirmesine rağmen icazet vermeye ömrü yetmemiş, Hocaefendi bizzat Fatma Sultan Camii’nde icazet törenini ifa etmiştir.[10]

Kırk sene Ayasofya Camiinde Dürr-i Muhtar ve Tefsîr-i Celâleyn, Beyazıd Camiinde ise Delâil-i Hayrat ve Hizb-i A’zam okutmuştur.[11]

1293/1876-77 senesinde Sultan Abdülmecid Hân’ın Mabeyn-i Hümayun müşiri ve Medine-i Münevvere Muhafızı el-Hâc Emin Paşa’nın kızı Havva Seher Hanım’la evlenmişlerdir.[12]

1294/1878 tarihinde Trabzon üzerinden Kars’a giderek Rus Savaşı’na katılmışlardır. Bu senenin ramazanında Of’a gelerek iki yüz seksen ulema ve iki yüz talebeye hadîs-i şerîf okutarak icazet vermişler, birçok kimseye tarikat talim etmişlerdir. Ramazan sonrasında Batum’da muharebeye katılmış, akabinde İstanbul’a dönmüşlerdir.

1295[94]’te ailesiyle birlikte hacca giderken makamlarına hulefasından Kastamonulu Hasan Hilmi Efendi’yi vekil bırakmışlardır. Mekke’ye gelişlerinde bölgenin alimleri kendisini karşılamış, bir kısmı tarikate inabe etmiş, diğer bir kısmı da hadis okuyarak icazet almıştır.

Aynı yıl Mısır’a gelerek burada yedi defa hadisten icazet vermiştir. Son icazet töreni Hüseyniye Camii’nde olmuş, burada Arap meşayıhından yüz yetmiş beş kişi kendisinden icazet almıştır. Mısır’da beş halife yetiştirmiş olup Şeyh Cûde ve Şeyh Muhammed meşhurlarındandır.[13]

1296’da Mısır’da iken kendisine kutbiyet makamı verilmiştir. Burada tâc-ı şerîf giymişler, 1297’de ise taç üzerine beyaz emâme sarmaya başlamışlardır.[14]

1298’de Tanta’ya gelmişler, ulemadan nicesine tarikat vermişler, halife nasbını da burada gerçekleştirerek bir müddet burada irşatla meşgul olmuşlardır.[15]

İstanbul’a dönüşleri akabinde ilim ve irşat faaliyetlerine gayretle devam etmiştir. Ömrünün kalan yıllarında kurduğu kütüphanelerin işleyişini takip etmiş, ilim talebelerine hadis okutmuş, taliplerin irşadıyla meşgul olmuştur.

8 Zilkade 1311/13 Mayıs 1894 Pazar günü, saat 10.00 civarında irtihâl eylemiştir.

Mustafa Fevzi b. Numan’ın vefatına düştüğü tarih mezar taşının baş şâhidesinde yerini almıştır:

Nazar kıl çeşm-i ibretle makâm-ı ilticâdır bu

Erenler dergehi, bâb-ı füyûzât-ı Hudâ’dır bu

Ziyâeddin-i Ahmed, mevlidi anın Gümüşhâne

Şehîr-i şark u garbdır, mürşid-i râh-ı Hudâ’dır bu

Muhakkak ehl-i Hak ölmez, ebed haydır bil ey zâir

Sarây-ı kalbini pâk eyle, bâb-ı evliyâdır bu

Şuâ-ı dürr-i vahdet, menba-ı ilm-i ledünnîdir

Mükemmel vâris-i şer’-i Muhammed Mustafâ’dır bu

Hilâfet müddetinden “ircıî” vaktine dek hakkâ

Tarîk-i Hâlidî’yi neşr eden hak-reh-nümâdır bu

Oku İhlâs ile bir Fâtiha, kalbinde dâim tut

Cilâ-i rûhdur, kalb-i mürîdâne gıdâdır bu


[1] Yusuf Şevki, Risâle fî Menâkıbı eş-Şeyh el-Hâc Ahmed Ziyâeddin el-Gümüşhânevî kuddise sırruh, (Levâmi‘u’l-Envâr ve Menâzilü’l-Ebrâr içinde), Yusuf Şevki Efendinin Özel Kütüphanesi, 438.

[2] age, 439.

[3] Mustafa Fevzi b. Numan, Hediyyetü’l-Hâlidîn (Menâkıb-ı Ziyâiyye içinde), 268, İstanbul 2021.

[4] Ankaralı Ahmed Hilmi, Gümüşhânevî’nin Terceme-i Hâli, 1a.

[5] age, 3a.

[6] age, 5b.

[7] age, 2a.

[8] age, 3b.

[9] age, 6a.

[10] age, 2a.

[11] age, 2a-2b.

[12] age, 3a.

[13] age, 3a.

[14] age, 3b.

[15] age, 3a-3b.